HÜZÜNLÜYÜM. Bu yazıyı 28 Kasım 2019 akşamı yazmak için ekran başına geçtim. Başaramadım. Gözyaşlarıma hakim olamadım. Üç kez denedim. Olmadı. Gazetemizin baskıya girmesine birkaç saat kala yazımı yazmak için kendimde biraz olsun güç bulabiliyorum. 28 Kasım 2014 gecesi yaklaşık üç bin kişi Offenbach’ta binlerce mum ışığının aydınlattığı Sana Klinik bahçesinde, Tuğçe Albayrak’ın 4. kattaki penceresi önünde hüngür hüngür ağlıyordu. O ağlayanlardan biri de bendim. Soğuk bir akşam karanlığında bir babanın pencereye yaslanıp, kızının acısını yaşarken ellerini dayadığı pencereden bahçede olup bitenleri izlediği anda binlerce insan sus pus olmuş, gözlerinden yaşlar akarak bir babanın, ananın, kardeşleri ve sevenlerinin yürek yakan acısını paylaşıyordu. Pencerede sağ eli ile cama yapışmış babanın silueti korkunç bir acının yürek yakan tablonun son fırça vuruşlarıydı sanki. O gece Tuğçe’nin 23. yaş günüydü.

O gece anne, baba ve kardeşler pasta yaptırmış kızlarının yanında diz çökmüş avuçlarını kavramış doğum gününü kutluyorlardı. Ve o gece aile karar vermişti: Tuğçe’nin daha fazla acı çekmemesi için beyin ölümü gerçekleştiği kesinleşince suni olarak kendini yaşamda tutan kablolar çekilecekti. Nasıl oldu bilmiyorum, ancak vedalaşmak, aileye destek vermek için odaya kısaca girdiğimde manzara beni iliklerime kadar dondurmuş, ailenin sessiz haykırışını yüreğimde hissederken kulaklarım inim inim inlemişti.

Olayın detayına girmek istemiyorum. Yine de kısaca hatırlayalım. Tuğçe kız arkadaşları ile Frankfurt’ta eğlendikten sonra Offenbach Kaiserlei yakınlarındaki Mc Donald’s’ta gece vakti yemek yerken tuvaletten gelen imdat sesleri ile yerinden fırlamış, 13-14 yaşlarındaki genç kızların imdadına koşmuştu. Serseri takımı bir grup genç, imdat feryatları içinde kızları bayan tuvaletinde taciz ederken onca insan arasında Tuğçe imdada yetişmişti. Buna içerleyen 18 yaşlarındaki bir Sırp sapık, daha sonra park yerinde Tuğçe ve arkadaşlarını pusuda bekleyerek sert bir yumrukla Tuğçe’yi bayıltmış, bu darbe ile yere çakılan genç kız başını betona çarparak komaya girmişti. Şerefsiz saldırgan ve akıbeti hakkında tek kelime yazmak istemiyorum.

Tuğçe girdiği komadan bir daha çıkamadı. Günlerce genç kızın hayatta tutunması için dualar edildi, gösteriler yapıldı. Olaya duyarsız kalan restoran hakkında protesto gösterileri düzenlendi. Ancak Tuğçe bir daha uyanmadı. O güzel yüzü kadar ruhu, kalbi de güzel ve insan sevgisi ile dolu olan Tuğçe bir daha gülemedi. Gözyaşları içinde kutlanan doğum gününden sonra kabloları çekilen Tuğçe cennete uğurlandı.

Tuğçe, Bad Soden-Salmünster’de toprağa verildiğinde yine binlerce kişi onu yalnız bırakmadı. Tuğçe şimdi sönmüş bir yanardağ olan Vogelsberg’in yamacında bir asırlık ağacın gölgesi altında nurlar içinde yatıyor. Medeni cesaretin sembolü olan Tuğçe Albayrak başka insanların namus ve hayatını kurtarmak için kendi yaşamını feda etti. Tuğçe yüzbinlerce insanın gönlünde ölümünün 5. yıldönümünde de yaşamaya devam ediyor. Tuğçe kız, bugün de ağlıyorum ve bugün de saygıyla önünde eğliyorum. Ben bu yaşımda da meleklere inanıyorum ve biliyorum:

Sen bir melek, cennete uçan bir kelebeksin.

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen