Eski tabiri ile ilk “gurbetçiler“ yaklaşık 60 yıl önce Almanya’yı mesken tuttu. Yarım yüzyılı aşan bu süreye rağmen bence dillerin en güzeli olan Türkçe üçüncü ve dördüncü kuşak gençlerimiz arasında bugün de önemini yitirmedi. Türkçemiz asimilasyonu önlerken, yurt dışındaki Türk göçmenler arasında da milli birlik ve beraberlikte ana temeli oluşturdu. Türkçe’nin günümüzde Türkiye sınırları dışında da bu kadar yoğun konuşuluyor olması aslında bir bilimsel araştırma konusu. Küçücük çocuklar, ana ve babalarının, dede ve ninelerinin dilini doğmadıkları ülke dışında konuşuyorsa bu fenomenin nedeni irdelenmeli. Çevreme bakıyorum. Gençler Türkçe şarkı söylüyor, türkü okuyor. Aşıklar sevgi sözcüklerini her dile nasip olmayan ve yüreği direk okşayan Türkçe ile dile getiriyor. Kızgınlıklar da tabii ki duyulan hiddet içinde yine Türkçe ifade ediliyor. En güzel rüyalar Türkçe görülüyor, Türkçe fıkralara gülünüyor, Türkçe okunan şiirlerde gözler doluyor.

Mutlu oluyorum, gururlanıyorum. Ve işte tam burada teşekkürü borç biliyorum. Altmış yıllık göçe rağmen güzel Türkçemizin hala ayakta olmasına katkıda bulunanlara bu minnet borcum. Başta anne ve babalara. Çocuklarına Türkçe kitap, gazete okumayı sevdirenlere. Ve her biri dilimizin gönüllü elçisi olan baştacımız öğretmenlere teşekkürüm. Türkçe dil derslerinde yavrularımıza bir kelime daha fazla öğretebilmek için mum olup çevrelerine ışık ve sıcaklık saçarken, kendileri mum gibi eriyen öğretmenlerimize selam olsun.

Teşekkürüm ayrıca Türkçe’nin unutulmamasında büyük katkısı olan ve Türkçe yayın yapan gazetelere, radyo ve televizyonlara, dergilere ve bu medya organlarının sahip ve yöneticilerine. Vatan ve gurbet arasında güçlü bir köprü görevi üstlenen ulusal ve yerel medyamızın tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Dilimizi en iyi şekilde kullanma çabasında olan tüm gazeteci, meslektaş ve dostlarıma selam olsun. Atatürk de Türk diline büyük önem veriyor, Türkçe‘nin Türk milleti için kutsal bir hazine, kalbi ve zihni olduğunu dile getirirken de uyarıyordu: “Türk dili dillerin en zenginidir, yeter ki şuurla ve bilinçle işlenebilsin.“ Hz. Ali de dille ilgili kulaklara küpe olacak bir sözü ifade etmiş zamanında: “Dil, vücudun direğidir; doğru olursa bütün vücut doğru olur, doğru olmayıp sağa sola kayarsa hiçbir organdan fayda beklenmez“. Hessen’in dünyaca ünlü hemşehrisi, Frankfurtlu Goethe ise “Bir dilin gücü kendini, yabancı olan şeyleri atmakta değil, onları yutup hazmetmekte gösterir“ diyerek, önemli bir görüşü savunmuş. Evet. Türkçemizi konuşan, koruyan ve bu dil zenginliğimizi gelecek nesillere taşıyanlara bin selam olsun.

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen