ZOR bir dönemden geçiyoruz. Zorluklar çok yönlü. Kimi işsiz, kiminin çocukları ile sorunu var. Kimi kaybolan sağlığına derman arıyor. Hava kirliliği. Yabancı düşmanlığı, ırkçı polisler. Aylardır bir de koronavirüs salgını ile boğuşuyoruz. Kış kapıda. Pandemide ikinci dalga metropolleri kasıp kavuruyor. İnsanlar arası mesafeler artıyor. Sanat ve kültür faaliyetleri durma noktasında. Bu kabuslu dönemde ruhlarımız üzerinde biriken tozlar ise bunaltıyor. İşte tam da böyle bir ortamda bazı hayat dolu insanlar yetişiyor imdadımıza. Yangını söndüren itfaiye erleri gibi. Sahneye çıkan ve ruhlarımızın üzerindeki tozları silkeleyen, yüzümüzü güldüren gençler. Serap, Damla, Demet, Derya, Ersin, Abdullah, Egemen, Buket, Doğukan, Sercan, Metin onlar. Pelerinsiz kahramanlar. Frankfurt Oyun Fabrikası oyuncuları. Kimi bilgisayar uzmanı, üniversite öğrencisi, lise öğretmeni, fizyoterapist, sosyal danışman, eğitimci, sekreter, güvenlikçi, meslek eğitimi yapan öğrenciler. Metin Can Ayduran’ın yönetimi ve Emine Keskin’in menajerliğinde amatör ruhla tiyatro yapan gençler.

Kimi gençler sokaklarda polisle köşe kapmaca oynarken, iş ve eğitimsiz halde ailelerine üzüntü ve gözyaşı dolu günler yaşatırken, onlar kendi imkanlarıyla kurdukları atölyede tiyatro çalışıyorlar. Alkışlar, saygı, takdir bu ve sanatla uğraşan tüm gençlerimize. Böyle zorlu bir dönemde bugün siz değerli okurlarıma bu gençlerden bahsetmek istedim.

Frankfurt Oyun Fabrikası 2016’da kuruldu. Frankfurt merkez olmak üzere, çevre şehirlerden de gelen gençlerden oluşan tiyatro grubu Türkçe ve Almanca dillerinde tiyatro oyunları yanı sıra oyunculuk, atölye çalışmaları, tiyatro kampları, oyun okuma atölyeleri ve sosyal etkinlikler ile uğraşıyor. Grup dernekleşme sürecini tamamlamak üzere. 2017-2018 Sezonu’nda “Her Hırsız Haydut Değildir” komedi oyunu ile tanıdım grubu. 2018-2019 Sezonu “Ali Ayşeyi Seviyo” Komedi-Drama oyunu ile alkışladım bu gençleri. 2019-2020 Sezonu‘nda ise “Tiyatro Sporu” adlı doğaçlama komedi oyunuyla izleyicilerin takdirini kazanan gençler, gösterimlerine olağanüstü bir başarı çizgisiyle devam ediyor.

Biliyor musunuz, bu gençler izleyicileri her oyunda biraz daha şaşırtıp heyecanlandırıyor. Frankfurt Oyun Fabrikası tiyatronun belki de en zor şekli olan doğaçlama komedi ile nefesleri kesiyor. Oyun gücünü, doğaçlama yeteneği, müzik, dans ve esprileriyle süsleyen gençler, tiyatronun aslında zeka ve yetenek işi olduğunu da gözler önüne seriyor. Birçoğu Almanya doğumlu gençlerin kimi de küçük yaşta Almanya’ya gelmiş. Türkçeleri mükemmel. Almanca da anadilleri gibi. Mesleki ve okul eğitimindeki başarı çizgileri bunun kanıtı. İmrendiğim, takdir ettiğim gençler bunlar. Hepimizin gurur kaynağı, medar-ı iftiharlarımız. Ben önlerinde bir kez daha şapka çıkarıyor, saygıyla eğiliyor, bu gençlerin başarı çizgisi ile gurur duyuyorum.

“Dünyada hiç kimse, seyirci koltuğunda oturan insanları alkışlamaz. Alkışlar hep sahneye çıkan cesurlar içindir“ diyor Tayfun Topaloğlu. Evet, tiyatro söze can katıyor, sözü görüntüye, düşünceyi de eyleme çeviriyor bu gençler sayesinde. Korona denilen kara bulutların egemen olduğu bir dönemde, içinde bir tutam komedi ve tiyatro olmayan hayat hepimiz için eksik bir hayatı oluşturuyor. “Tiyatro insanı insana, insanla insanca anlatma sanattır“ diyen Turgut Özakman’ı daha iyi anlıyorum gençleri izledikçe. Ve modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz“ sözleriyle, hepinize sanat ve neşe dolu mutlu günleri diliyorum.

Sağlıkla kalın.

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen