GÜNLERİNİZİN aydınlık umutlarınızın berrak olması temennisiyle…

Bizler Almanya’da yaşarken ve Avrupa’yı tecrübe ederken hayata bakışımızı birkaç pencereden yapabilme şansını yakalayan ve bunun farkında olan bir azınlığız. Bu yüzdendir ülkemiz üzerine kriterlerimizin kıyalı ve zaman zaman acıtıcı olduğu, her ne kadar dünya olaylarında kapitalizmin parmağı olduğu gerçeğini bilsek de, yine de kendi toplumunun refahı için bir devletin neler yaptığına, neler yapabileceğine dair sırf ders alınsın diye kıyaslarımız, örneklemelerimiz, hop oturup hop kalkışımız bu yüzdendir… Yaşadığımız bu ülkenin devletinin başı Sn. Merkel geçen ay mecliste yaptığı duygusal bir konuşmayla görev bayrağını teslim etti. Her ne kadar muhalifleri tarafından genelde tekerine çomak sokulmak istenmesine rağmen yaklaşık 18 yılda Almanya’yı dünyanın bir numaralı ekonomisi haline getirip bayrağı öyle teslim etti. Biz Türkler her ne kadar sıcak bir şekilde Alman siyasetinin içinde olmasak da, Almanya’da olan biten olaylara sığ bir gözle baksak da, genel kanımız ülkemizdeki yönetime kıyasla kendi toplumuna cenneti veren bir yönetici bir lider gördük kendisini. Çünkü kendi toplumumuzda olup bitenle burada, yani Almanya’da olup biten olaylar arasındaki farkı bizatihi yaşayarak gördük, deneyimledik. Örneğin neleri mi kıyasladık deneyimledik?

  • Yönetimde olduğu sürece en küçük bir istismar, en küçük bir suça eğilim, en küçük bir toplum ya da devlet zararına olacak davranışına rastlanmadı.
  • Adam kayırmak, yakınlarına kıyak geçmek, kendi zengin güruhunu yaratmak, devleti yandaşlarına peşkeş çekmek gibi tuhaf davranışları olmadı.
  • Ülke ve toplum adına yapılan hiçbir başarıya kendini ikonlaştırarak sahip çıkmadı
  • Örtülü ödenek vs. gibi şahsına münhasır sorulamaz imkanları olmadı.
  • Başarılarına yapması gereken görevi olarak bakıldı, orada o konumda olmanın gereği olarak tanımlandı, ne türbinler dolusu yalaka topladı, ne de kendini toplumun kurtarıcısı olarak tanıttı.
  • Ülkenin geçmişine savaş açmadı, o güne kadar iyi ya da kötü, kim ne yapmışsa hepsine teşekkür etti ve yoluna baktı.
  • Ülkenin en tepesindeki kişi olarak yılda bir iki defa elbise değiştiği görüldü ve kendisine sorulduğunda, “Ben manken değilim, yöneticiyim” dedi.
  • Başbakan seçildikten sonra bile daha önce oturduğu normal bir apartmanın dairesindeki yaşantısına devam etti.
  • Başbakanlığın uçağı bozuldu, tarifeli uçakla gitmesi gereken yere gitti. • Yemeğini kendi yaptı, evini kendi temizledi, kiliseye 1500 kişilik koruma ordusuyla gitmedi vs. vs. Bu liste uzar gider.

İşte tüm bu ve benzeri sebeplerden dolayı bizlerin gözlemleme, kıyas etme, tenkit etme, çıkarım yapma, önerme şansımız oluyor ve bu şansımızı kendi çıkarlarımız kendi dünyamız için değil genelin, toplumun çıkarları ve iyiliği için ortaya döküyoruz kullanıyoruz. Lakin anlatılanların, gösterilenlerin, önerilenlerin, çıkarcılar tarafından nasıl eğilip büküldüğünü görüyoruz. Gerçeklerden nasıl uzaklaştırıldığını görüyoruz ve daha kötüsü yanlışın, zalimliğin, eriyip tükenişin böylesine bir karşılık, böylesine bir taban, böylesine bir kitle bulduğunu görünce, içimiz cızzz ediyor ve orada bıraktıklarımızın, geçmişimizin, anılarımızın, vatanımızın, hikayelerimizin, çocuklarımızın, ölülerimizin canı yanıyor. Biz sadece uyanın diyoruz. Bakın dünyada bu şekilde olabiliyor, böyle de ülke ve toplum yönetilebiliyor diyoruz, hepimiz için eşit bir dünya diyoruz. Sevgiyle sağlıkla kalın…

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen