GÜNLÜK hayatımız ne kadar da değişti değil mi? Eskiden filmlerden, ya da uzak doğuyu konu alan belgesellerden gördüğümüz sahneler şimdi günlük yaşantımızın bir parçası oldu. Küçük bir virüs, adına Korona mı yoksa Kovid-19 mu dersiniz, bir anda hayatımıza girdi ve çıkmak bilmiyor. Sosyal yaşantımız değişti.

Dostlarımızla, aile büyüklerimizle nerede ise buluşamaz, kol kola gezemez, kucaklaşamaz olduk. Sosyal mesafe uyarıları adım başı karşımızda. Maskesiz dolaşılmaz oldu. Büyüklerimizin sözlerini hatırlıyorum bazen. “İnsan her şeye alışır” diyorlardı. Bence pek öyle değil aslında.

Başka çare olmadığı için katlanıyoruz özgürlüğümüzü kısıtlayan uygulamalara. Ama aradan aylar geçse de alışamıyoruz, yadırgıyoruz. Ancak mecburuz. Konu sağlığımız. Salgın riski ailemizin, çocuklarımızın, toplumun sağlığını ilgilendiriyorsa uzmanların, bilim adamlarının önerdiği tavsiye ve yasal uygulamalara harfiyen uymak zorundayız. Konu sağlık olunca asileşme, kuralcılığa karşı çıkma doğru bir davranış biçimi değil. Salgının yol açtığı tehlike boyutlarını görmek için çok uzaklara bakmaya gerek yok. Tehlike ve tehdit neredeyse kapı önümüzde.

Almanya’nın merkezi konumundaki Hessen Eyaleti’nde ve hatta Rhein Main bölgesinde pandeminin hepimizi ne kadar ciddi biçimde tehdit ettiğine tanık olduk bu günlerde. Özellikle yaz tatilinden dönenlerin neden olduğu iddia edilen yeni enfeksiyonlu hastalarla Offenbach, Hanau ve Wiesbaden bir anda Almanya’da kriz bölgesi oluverdi. Hessen Eyaleti makamları bu bölgelerde artan enfeksiyonlu hasta sayısını yine de kısa zamanda kontrol altına almayı ve sayıları aşağıya çekmeyi başardı. Bu süre içinde enfeksiyonlu hasta rakamları belki beklendiğinden önce artış gösterdi. Sonbahar ve kış aylarında beklenen rakamlara yazın sonunda ulaşıldı. Tehlike geçti mi? Sanmıyorum.

Sosyal mesafeyi koruma ve maske takma koşullarına uyduğumuz, hijyen şartlarını yerine getirdiğimiz sürece ben krizin üstesinden geleceğimize ve de bu buhranlı dönemi sabırla aşacağımıza inanıyorum. “Sabır boyun eğmek değil, mücadele etmektir”, demiş Hz. Ömer. Sabırla ulaşılamayacak hedef yok. Karanlık ve buhranlı bu kriz dönemi de geçecektir elbet. Sağduyu, uzman tavsiyelerine güvenerek, ailemiz, çocuklarımız ve toplumun sağlık hakkına saygı göstererek sosyal mesafeyi koruyup, kimileri için gereksiz olan maskeleri kullanmaya devam ederek bu pandemi dönemi de geçecektir. Bakın, “Maksada sabırla erişilir, aceleyle değil” diyor Hz. Mevlana. Bu buhranlı dönemi atlatmak için hepimiz özel bir mücadele veriyoruz. Ben de, rahmetli dedemin nasihatini hatırlayarak başlıyorum güne: “Sabır, dua ve şükür en iyi ilaçtır.”

Hepinize sağlıklı, sabır ve huzur dolu, mutlu günler diliyorum

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen