Sen neymişsin be korona? Dünya durdu. İnsanları bir korku sardı. Tehlikeyi ciddiye alanlar haklı olarak sosyal faaliyetleri kısıtladı. Evlerimizde gönüllü kapandık.

Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Çin ve ABD gibi ülkelerin bile sağlık sistemleriyle birlikte ekonomileri çökme noktasına geldi. Globalleşen dünyayı birleştiren uçaklar yerde kaldı. Dostlar birbirini, torunlar dede ve ninelerini kucaklayamaz oldu. Eee, kötü mü oldu?

Belki her şerde bir hayır vardır! Belki bu sayede nereye koştuğunu bilemeyen insanlık alemi öz değerlerine geri döndü. Dostluğun, hatır sormanın, sarılmanın, birlikte eğlenmenin, en önemlisi sağlığın değerini anladı. İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında sağlığımızla yapılan hovardalığın fatura bedelinin ne kadar ağır olduğu ortaya çıktı.

Ya ilahi birgüç, ya da felaket senaryolarında dile getirilen ayarlarımızla oynandığı iddiası ile belki de kulağımız çekildi. Ben de birçoğunuz gibi günlük haberleri takipederken, bu haber kirliliği ve felaket tellallarının birbirini kovalayan açıklamalarında doğru ve yanlışı anlamaya çalışıyorum. Nerdeyse dakika başı gelen sözde uzman yorumları kafa karıştırıyor. Bu bilgi keşmekeş ve karmaşasında tarih ve kültürümüzün iki efsane ismini hatırladım.

Gelin bunları kısaca paylaşalım: Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Kalesi alınırken hasta yatağında ecnebi hekimlerle konuşurken bugüne ışık tutan bir cümleyi ifade etmiş: “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…”

Var mı daha ötesi? Ancak sağlığımızı kaybettiği-mizde, geçici de olsa hastalık anında, Covid-19 gibi grip dalgasında hatırladığımız sağlık ne kadar da önemli. Dünya bizim olsa, evler, katlar, villalar, tekneler, bankada yüksek faizli döviz hesapları da olsa nafile. Nefesimiz daraldığında sahibi olduğumuz varlığın hiçbiri fayda etmiyor. Bunları düşünürken çok sevdiğim, defalarca birarada olma onur ve şerefine nail olduğum rahmetli Barış Manço’yu hatırladım. Onun okuduğu bir eser bugün belki daha fazla önem taşıyor. Nokta ve virgülüne dokunmadan şarkı sözleri şöyle:

“Usta Terzi Dar Kumaştan Bol Gömlek Diker. Doğru Tartan Esnaf Rahat Huzurlu Gezer. Eğrinin Ve Doğrunun Hesabı Mahşerde. Dünyada Biraz Huzur Her Şeye Bedel. Sağlığın Nasıl Gülüm Sen Ondan Haber Ver. İlaç Neye Yarar Vade Gelmişse Eğer. Halk İçinde Muteber Bir Nesne Yok Devlet Gibi. Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi. Han Senin Hamam Senin Konaklar Senin Tarla Senin Çiftlik Senin Bağ Bostan Senin. Diyelim Ki Dünya Malı Tümünden Senin. Ağız Tadıyla Yersen Bir Şeye Benzer. Halk İçinde Muteber Bir Nesne Yok Devlet Gibi. Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi. Barış Der Biraz Tuzum Ekmeğim Olsa. Buz Gibi Pınar Suyundan Bir Testim Olsa. Bir De Şöyle Püfür Püfür Bir Çınar Gölgesi. Kaç Kula Nasip Olur Ki Keyfin Böylesi. Bir Lokma Ye, Bir Yudum İç, Bir Oh Çekiver. İlaç Neye Yarar Vade Gelmişse Eğer. Halk İçinde Muteber Bir Nesne Yok Devlet Gibi. Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi“.

Evet sevgili okurlar. Sağlığınıza dikkat edin. Gü-nümüzde ne tank, ne tüfek, ne atom ve ne de hidrojen bombasının artık bir hükmü yok. En büyük ve entehlikeli silahın adı sadece beş harf: KORKU.

Ancak, korku içinde yaşayan asla hür değildir. Korktukça tutsak, umut ettikçe özgürüz. Hayat inanın korkunun bittiği yerde başlıyor. Sağlıcakla kalın, Allah’a emanet olun.

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen