İNSAN memleketini, doğduğu toprakları, anne ve babasını, akraba ve dostlarını özlemezmi? Özler! Hem de çok fena özler. Suya hasret kalmış gibi, içinde bulunduğumuz bu buhranlı günlerde uykusuz geceler sonrası derin bir uykuyu arar gibi özler.

Geçtiğimiz Cuma günü Hessen’de okullar yaz tatiline girdi. Bu dönem çoğumuz için tek bir haykırıştı hep: Geliyoruz Türkiye! Ancak bugün, korona korkusu yüzünden çoğu tatilci kaygı ve endişe dolu. Tatil dönüşü Almanya’da sorun yaşayabilir miyim? İki hafta ev karantinası sonrası işyerimle problem olur mu? Ya da tatilde enfeksiyon kapar ve tedavi olmak zorunda kalırsam, zamanında ise dönemeyeceğim için işveren sorun çıkarır mı? Bu ve benzeri sorular tatil keyfini kaçırıyor.

Muzdaribiz bu konuda.Biliyor musunuz şimdi, özellikle bu bunalımlı dönemde anlıyoruz memleketin, Türkiye’de çoğu kez eleştirip tepki verdiğimiz birçok şeyin değerini. Hiçbir şiir, türkü ya da görsel film memleket hasretini anlatacak kadar güçlü değil. İçimizdeki özlem büyüdükçe sessizleşiyoruz. Otobanda yada herhangi bir yolda giderken kaçınız Türkiye plakalı TIR gördüğünde kaptanı selamlamadı? İstanbul, Bursa, İzmir, Konya gibi “TR“ plakalı TIR’ı görüp de gayri ihtiyari kornaya basmamak mümkün mü?

Bizler “Memleket“dendiğinde gözleri dolan insanlarız. Hele konu vatan ise duygulanmamak, göze toz kaçmışçasına kimseye belli etmeden silmemek kolay mı? Hep beklerdik. Yaz tatili gelse de kavuşsak eşe, dosta diye iple çekerdik bu günü. Çoğu kez de maviydi hayallerimiz. Denize çıkardı hep.

Ortada bir de gerçek var, hayallerimize gölge düşüren. Almanya, Türkiye’nin de içinde olduğu AB dışı birçok ülkeye koyduğu Seyahat Uyarısı’nı sürdürüyor. Bildiğimiz ve yakınlarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla Türkiye’de özellikle tatil belde ve otellerinde alınan önlemler Avrupa’nın çoğu ülkesinden daha iyi. Sadece bu topraklardan kopup gelmiş insanlar için değil, Alman dostlarımız için de bu buhranlı dönemde Türkiye tam bir tatil cenneti. Korona ve kısıtlama kararları ile aylardır tozlanmış ruhlarımızı, Kovid-19 tozundan arındırmak için Türkiye dört dörtlük bir turizm ülkesi.

Bazen siyasi kararları anlamak çok zor. Örneğin Almanya, salgından kırılan İngiltere’ye seyahat uyarısı yapmazken, Türkiye’de diretiyor. Seyahat uyarısı riskli ülkeler için yapılıyor ve aslında şu mesaj veriliyor: Uyarı kapsamındaki ülkelere gitmeyin. Giderseniz de doğacak şahsi tüm sorunların riski tamamıyla size ait. Bu kararın ardında acaba ticari nedenler mi yatıyor? Salgın nedeniyle Almanya ve diğer AB ülkelerinde aylardır kapalı olan oteller, tatil beldeleri ve restoranlar dolmadan, Türk turizmi üzerindeki seyahat uyarısı kalkmayacak mı? Gördük, duyduk, öğrendik. İspanya, İtalya gibi ülkeler salgından aylarca kilitlendi. Şartlar şu anda da bence Türkiye’den daha kötü. Türkiye, Alman dostlarımızın en çok sevdiği, İspanya ve İtalya’dan sonra 3. tatil ülkesi. Bakalım Türk turizmi üzerindeki kara bulutlar bu ülkelerdeki doluluk oranı sağlandıktan sonra ne zaman dağılacak?

Tabii ki akla gelen bir konu daha var. Geçtiğimiz aylar ve yıllar içinde Ankara ile Berlin arasında diplomatik fırtınalar esti, buz devri yaşandı. Karşılıklı suçlamalar zaman zaman diplomatik saygı boyutunu aştı. Belki de açılan derin yaraların faturası bu şekilde çıkarılıyor. Ancak, sözkonusu hesabı faturaya sebep olanlar değil, bu sektörde ekmek yiyen ve şu an evlerine, çoluk çocuklarına ekmek götüremeyen on binlerce turizm çalışanı ödüyor. Ve işte sadece ve sırf bu yüzden tüm düşünce, kaygı ve endişelere rağmen evde eli fileli baba ve eşi bekleyen binlerce ana ve çocuk için bu yılki tatili Türkiye’de geçirmekten kaçınmayın.

Şu da bir gerçek: Memleket hasreti çökünce burnumun direği sızlıyor.

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen