Solingen, Mölln, NSU gibi yabancı düşmanı ve ırkçı şiddetinin yarattığı acılar devam ederken, Hanau’da meydana gelen ırkçı terörü bir kez daha yüreklerimizi yaktı. Tobias Rathjen adlı, psikolojik ve akli dengesi bozuk olduğu iddia edilen saldırgan öz annesi dahil 10 kişiyi kurşunlayıp öldürdükten sonra intihar etti. Olayın detayı hemen tüm okurların bilincinde. Hain saldırıda henüz yaşamlarının baharında dört Türk genci de ırkçı teröristin kurbanı oldu.

Yürekleri dağlayan, evlere ateş düşüren, kan ağlatan ve Almanya genelinde büyük üzüntü ve tepki yaratan olay bazı kesimler tarafından “Psikolojik bir saldırganın eylemi“ şeklinde, sanki akıl hastası bir kişinin basit suç eylemi gibi gösterilip indirgemeye çalışılsa da, olaydaki hain ve ırkçı emel unsuru kesinlikle gözardı edilmemeli. Saldırgan Hanaulu, özellikle de olayın yaşandığı iki nargile bara yakın mesafede oturuyor. Çevreyi çok iyi tanıyor, günlerce olay yerlerini gözetliyor. Heumarkt’taki ilk saldırının gerçekleştiği mekanın çevresi Türk kahve ve restoranları ile çevrili. Saldırgan kısa mesafede, nerde ise karşı karşıya, arka arkaya olan mekanları değil, ilk saldırıdan sonra arabasına binerek birkaç kilometre uzaktaki ikinci nargile bara gidiyor. Amaç genelde gençlerin uğrak mekanı olan nargile barlar.

Akla gelen bir soruyu Sözcü Gazetesi gündeme taşıdı. Olaydan nerdeyse hemen önce ZDF’te ekrana gelen ve nargile barları şiddet ve organize suç odakları gibi gösteren belgesel ırkçı saldırganı tetikledi mi? Resmi açıklamalara göre Heumarkt ve Kesselstadt semtlerinde 12 dakika içinde 9 kişiyi öldüren saldırgan, ilk olaydan sonra nasıl hiç bir engele takılmadan cinayet serisine devam edebildi? Bir başka soru, 21.58’de ilk kurbanı öldüren ırkçı teröristin evine polis neden 5 saat sonra 03.03 gibi baskın düzenleyip içeri girdi? Akli dengesi bozuk olduğu iddia edilen saldırgan, bu halde nasıl bir atıcılık kulübünün üyesi olabilir?

Rathjen ruhsatlı iki silah sahibi. Bunlardan biri 9 mm kalibrelik Sig Sauer 226, diğeri 22 kalibre Walther PPQM2. Saldırgan olaydan iki hafta önce de bir silah satan dükkandan yine 9 kalibrelik Czeska 75 Shadow tabanca kiralamış. Bu silah saldırganın arabasında bulundu. Kiralama ne yazık ki ruhsat sahibi kişi için bir ay süreyle yasal ve mümkün. “Şiddet olaylarının arttığı bir dönemde bu uygulama ve ülkede yaklaşık 5,8 milyon ruhsatlı silah olduğu gerçeği hala doğru mu?” ise yanıt aryan sorular arasında. Saldırgan olay günü toplam 52 kurşun kullanmış. Arabada 16, evde bir sırt çantasında ise 350 kurşun bulunmuş. Akli dengesi bozuk olduğu iddia edilen eylemci bu çapta mühimmatı nasıl depolamış? Bu ve benzeri daha birçok soru önümüzdeki günler ve haftalar içinde muhtemelen açıklığa çıkacak. Ancak bu yanıtların hiçbiri ırkçı teröristin kurbanlarını geri getiremeyecek.

Olaydan hemen sonra Hanau’ya gelen Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Hessen Eyalet Başbakanı Volker Bouffier, Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer Hessen İçişleri Bakanı Peter Beuth, eylemden duydukları üzüntüyü dile getirirken, olayın tüm açıklığı ile aydınlatılacağı vaadinde bulundular. 4 Mart tarihinde Hanau’da merkezi cenaze töreni düzenlendi. Ülkenin önde gelen siyasetçileri ve devlet yöneticileri hain saldırıyı kınarken, bir kez daha birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Korkunç bir ırkçı saldırıda yüreklerimiz büyük bir acı ile yine yanarken benzeri olayların bir daha asla tekrar etmemesi temennimiz. Hain saldırıda ölenlere rahmet, ailelerine sabır, yaralıların biran önce sağlıklarına kavuşmasını diliyorum. Allah böyle bir acıyı kimseye yaşatmasın. Bu saldırı tüm demokratik güçlere ırkçılıkla mücadelenin ne kadar önemli olduğu hususunda son bir uyarı olsun.

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen