Unutmadım!
O korkunç olaylar sanki dün gibi. Yürek dağlayan feryatlar hala kulağımda. Yaşanan acılar yüreğimin bir yerinde saklı. Çalıştığım Hürriyet Gazetesi’nde şiddetli bir mide sancısı ile işi bırakıp Langen Hastanesi acil servisine gittim. Hastaneye adım attıktan yaklaşık bir saat sonra da acil müdahale ile safra kesesi ameliyatı oldum. Narkozdan uyandığımda odadaki televizyonda Mölln Vahşeti yayın kesilerek “Son Dakika“haberi olarak ekrandan duyuruluyordu.Hoyerswerda, Rostock’ta izlediğimiz ırkçı ruhu bu kez Mölln’de hortlamıştı.

Almanya’nın Mölln kentinde ırkçı ateşi feryatlar eşliğinde göğe yükseliyordu. Tarih, 23 Kasım 1992: Yabancı düşmanı iki Neonazi, iki Türk ailenin oturduğu evi kundaklamış, günahsız insanları can evinden vurmuştu. Bu hain eylemde 51 yaşındaki Bahide Arslan, 10 yaşındaki Yeliz Arslan ile 14 yaşındaki Ayşe Yılmaz öldü, 9 kişi yaralandı. Hasta yatağımda vücudumdaki hortum ve kabloları söküp Mölln’e gitmeye yeltendim. Hemşire ve doktorlar buna izin vermedi.

Mölln’de akıtılan gözyaşları dinmemişti ki, bu kez 29 Mayıs 1993’te Solingen Faciası yaşandı. Genç Ailesi’nin evi yine 4 ırkçı tarafından kundaklandı. Genç Ailesi’nin 3’ü çocuk 5 ferdi feci şekilde yanarak can verdi. Ne Mölln ırkçı şiddetinde bir ilk, ne Solingen bir sondu. Almanya’nın çeşitli kentlerinde ölümle sonuçlanan sayısız kundaklama eylemleri ırkçıların yüzkarası oldu. Almanya bir büyük ırkçı şiddet ve skandalını da 8’i Türk 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan NSU Terörü’nde yaşadı.

Öğrencilik hayatımda serbest muhabir olarak başladığım ve daha sonra 30 yıl kadrolu gazeteci olarak ekmek yediğim iş hayatımda onlarca ırkçı şiddetini anımsıyorum. Mayıs 1982, 25 yaşındaki Semra ErtanHamburg’da ırkçılığı protesto etmek için kendini yakarak intihar etti. Haziran 1985, dazlaklar 29 yaşındaki Mehmet Kaymakçı’yı başını beton blokla parçalayarak öldürdü. Aynı yılın Aralık ayında yine Hamburg’da dazlaklar 26 yaşındaki Ramazan Avcı’yı beyzbol sopalarıyla döverek ölümüne sebep oldu…

İkinci vatan Almanya’da yabancı karşıtı ırkçıların önyargılı tutum ve saldırıları ne yazık ki günümüzde de devam ediyor. Yabancı karşıtı bir parti bugünlerde popülist söylemlerle ülkenin nerede ise üçüncü büyük partisi konumuna geldi. Ancak şu da bir gerçek: Alman Toplumu’nun çok büyük çoğunluğu ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı demokratik bir mücadele veriyor. İkinci vatan Almanya’da hepimizin bilmesi gereken tek bir gerçek var: “Gözlerimizin ve tenimizin rengi ne olursa olsun, gözyaşlarımızın rengi aynıdır!“

Durch die weitere Nutzung der Seite stimmst du der Verwendung von Cookies zu. Weitere Informationen

Die Cookie-Einstellungen auf dieser Website sind auf "Cookies zulassen" eingestellt, um das beste Surferlebnis zu ermöglichen. Wenn du diese Website ohne Änderung der Cookie-Einstellungen verwendest oder auf "Akzeptieren" klickst, erklärst du sich damit einverstanden.

Schließen